Blog

İlişkilerin Ardındaki Amaç

İlişkiler, kendimizin daha yüksek boyutunu deneyimlememiz, daha harika versiyonunu yaratmamız ve ifade etmemiz için bir yoldur. Sürekli gelişme çabası gerektirir. Bu gelişimi ilişkiler dışında hiçbir şeyde bu kadar yoğun bir biçimde sağlayamayız.

 

Arkadaşlık ilişkileri dışındaki romantik ilişkilerin derinine inersek birçok kişinin sıkıntı yaşadığını görüyoruz. Bunun en büyük nedeni ilişkiye yanlış nedenlerle başlanmasıdır. Çünkü birçok kişi ilişkiye ne verebileceğini düşünmek yerine ne alabileceğini düşünerek giriyor. Sonra da o ilişki istediğini üretmiyorsa başarısız oluyor.

 

İlişkinin amacı kim olduğumuza karar vermek ve olmak. Hangi parçamızın kendisini göstermesinden haz duyacağımıza karar vermektir. Başka birinin bir parçasına esir olmak değil.

 

Sorun çok temel, en büyük rüyalarımız, fikirlerimiz, umutlarımız kendimizle değil, ilişkide olduğumuz o kişiyle ilgili oluyor. İlişkimizin testini, onun bizim hayallerimize ne kadar uyduğuna, bizim onun beklentilerini ne kadar karşılayabildiğimize göre yapıyoruz. Oysa gerçek test, bizim kendi hayallerimize ne kadar uygun yaşadığımızdır.

 

İlişkiler başarısız oluyor çünkü sevdiğiniz kişinin onun hakkındaki en yüksek düşüncenizi yaratmasını ve deneyimlemesini bekliyorsunuz. Bırakın, o kendisi ne olacaksa olsun! O ne arıyor, ne yaratıyor, ne deneyimliyor?  Bırakın, kendini gerçekleştirsin! Ancak böyle ilişkiler kendi amacına hizmet eder.

 

Çoğu insan kendini sevmenin bir başkasını sevmekten geçtiğini sanır. Bu bilinçli bir düşünce de değildir. Halbuki bilinçaltında olan “Eğer birini seversem, o da beni sevecek. O zaman sevilmeye layık olduğumu bileceğim.” Çünkü kendini seven hiç kimsenin olmadığını düşünüyor, kendini sevmiyor. Sevgilisinin onu sevdiğine inanma süreci de zorlu olabilir. Ne kadar sevgisini gösterirse göstersin, asla onun için yeterli olmaz. Kanıtlanmasına ihtiyacı vardır. Ve bunun için de partnerinin davranışlarını değiştirmesini talep etmeye başlar. Bu aşamada ikna olduktan sonra ikinci aşama gelir; sevgisine ne kadar süre sahip olacağının endişesi. Bu aşamada da sevgisini sahiplenmek için kendi davranışlarını değiştirmeye başlar.

 

Böylece, ilişkideki iki kişi de gerçek kendilerini kaybeder. Tam bir ironi aslında değil mi? İlişkiye asıl başlanma nedeni kendini bulmak iken, aslında kendilerini kaybetmişlerdir. İşte bu, ilişkideki birçok acının nedenidir.

 

Aslında yalnız oldukları halden daha azı haline gelmişlerdir, umdukları tam tersi iken. Daha doyumsuz, daha heyecansız, kapasitelerini yitirmiş, yaşamdan haz alamaz bir hale. Çünkü kendileri olmaktan vazgeçmişlerdir.

 

Bu nedenle ilk ilişkiniz daima önce kendinizle olmalıdır. Kendinizi değerli bulmayı ve sevmeyi öğrenmelisiniz. Önce kendi kutsallığınızı bilmelisiniz ki, başkasının kutsallığını görebilesiniz. Ve bu kutsallığı göremezseniz, ilişkilerin ardındaki amacı ve nedeni de göremezsiniz. 

 

İlişkiler geniş bir anlayış ve hatırlayış gerektirir. Kendini yaratmak için ilişkilerden nasıl geçtiğinin hatırlayışı ve anlayışı.  Ve sonunda kendini yaratmanın, kendini tanımanın hazzını deneyimlediğin. 

 

TUĞBA ÖZTUĞ