Blog

Olumsuz düşüncelere, yaklaşımlara kapılma

Çocukluğumdan bu yana çoğunlukla olumsuz yorumlar, düşünceler ile çevrelendim. Annem, babam, arkadaşlarımın büyük bir kısmı, başka insanlar tarafından.  Sende durum nasıl, bilmiyorum. Ama genelde toplum olarak böyle bir eğilimimiz var gibi.

 

Bisiklete binmek istiyorum; “Hayır İstanbul’da araçlara güven olmaz ya çarparlarsa!”. Fen Lisesi sınavlarına gireceğim tutkum olan tüm sosyal aktivelerden alınıyorum. Neden? “Hepsini aynı anda yapman, yetiştirmen mümkün değil”. Kendi işimi kurmak istiyorum. Herkes piyasa çok kötüden başlıyor, tek başına İstanbul’da var olmanın zorluklarından devam ediyor sohbete.  En kötü olasılığı söyleme yarışması yapılıyor sanki. 

 

Böyle söylem ve yaklaşımlarla nasıl desteklendiğini hissedebilirsin ki?  Ya da nasıl pozitif kalmayı başarırsın ve vazgeçmezsin istediğinden? 

 

Sen bana negatif bir şey söylediğinde aslında bütün bu aktardıkların senin korkuların, senin endişelerin, benim değil. Neden bana bu olumsuzlukları yüklemeye çalışıyorsun ki? İlk gelecek cevabı söyleyeyim “Korumak için seni”. Beni böyle nasıl koruyabilirsin ki? Sadece bana yeni korkular yüklemiş oluyorsun ve belki rahatça başarabileceğim bir şeyi başaramama neden oluyorsun ve belki de bunun hiç farkında bile değilsin. Eğer bana ihtimal dâhilinde olabilecekleri söylemek istiyorsan o zaman lütfen pozitif olasılıklardan da bahset. Neden beni negatif düşüncelerinle aşağı çekiyorsun ki?  

 

İşte bu noktada dur demeyi bilmek gerekiyor karşındakine. Bunu her zaman sesli dile getiremeyebilirsin. Belki de getirmemelisin. Asıl önemli olan, karşındakine değil kendine ne söylediğin. “Hayır ben bu endişeleri, korkuları almayacağım, bunlar bana ait değil. Bunlar onun.” demeyi bilmen gerekiyor. Ve eğer bunu demene rağmen içinde kuşkular, korkular oluşmaya başladığını görüyorsan da o zaman bak içine ve sor kendine. Acaba hangi güvensizliğini tetikledi? Bu güvensizliğinin kaynağı da gerçekten sen miydin? Yoksa onlar da sana çok küçükken ebeveynlerin, öğretmenlerin, büyüklerin tarafından mı aktarılmıştı? 

 

Şunu sakın unutma! O zaman çocuktun ve bilmiyordun, sana ne veriliyorsa alıyordun. Artık almak zorunda değilsin, artık bilincindesin. Ve önceden sana yerleşmiş olanları da bırakabilirsin, onlara inanmaya devam etmene gerek yok.

 

Sorgula korkularını, endişelerini, fark et nereden gelip yerleşmişler sana, kime aitler. Bunu gördüğün anda onlara inanmayı kolaylıkla bırakabilirsin. Belki zaman zaman yine o korkuları, endişeleri göreceksin kendinde. Sonra hemen hatırlayacaksın senin olmadıklarını ve yine gidecekler. Artık bir süre sonra bakacaksın ki yoklar. 

 

Aynısını düşüncelerin için de yapabilirsin. Bir izle düşüncelerini, kendinle konuşmalarını. Ne kadarı pozitif, ne kadarı değil? Ne kadarı sana ait? Ya ses tonun, nasıl hitap ediyorsun kendine? Şefkatli ve nazikçe mi? Yoksa sürekli eleştiren mi bir tonla mı? Belki çok tanıdık olan birilerinin ses tonudur. 

 

Sen negatif olanların farkına vardıkça onları pozitife dönüştürebilme şansını elde etmiş olacaksın. Müthiş bir fırsat aslında, değil mi? Sadece dikkatini vermen yeterli. Bu sana söylenen olumsuz bir söz, yaklaşım ya da senin kendinle ilgili inancın olabilir. Ve senin tek yapman gereken düşüncelerin seni alıp götürmesine izin vermeden uyanık bir şekilde dikkatini vermen.

 

Belki ilk başlarda düşüncelerine kapılmadan onları izlemek sana zor gelebilir ya da yapamıyorum diye düşünebilirsin. Lütfen vazgeçme ve kendine zaman tanı. Nasıl tekrar tekrar yaptıkça bir şeyi öğrenirsin ve alışkanlığına dönüşür bu da aynı şekilde bir süre sonra kendiliğinden olmaya başlayacak. Önceleri 5 dakikasını fark edebiliyorken, bir bakmışsın zamanla 30 dakikaya çıkmış. İnan dikkatini odaklayabildiğin bu dakikaların her biri çok kıymetli. Fark edip değiştirebildiğin tek bir olumsuz inancın bile hayatında bir dönüşüm yaratabilir. Bu armağanı ver kendine!

 

Tuğba Öztuğ